Glitter Graphics

Rose Glitter Graphics

YAĞMURUN SEVGİSİ
Glitter Graphics

Kiss Glitters - MySpace Comments

Hakkımda

Yağmurun sevgisi genel içerikli,sevgi, Şiir,sevgi mesajları,sevgi resimleri,sevgi sözleri , Özlem,Ayrılık,,Doğum Günü,,Anneler Günü,Babalar Günü,Sevgililer Günü,Dostluk ...


Son yazılarım

"BANA BİR ŞARKI SÖYLE"
HAYAT NE GARİP
Kimbilir!...
İnsanı iki şey öldürür
Acılar Ne Kadar Dökülebilirse Kağıda
DOSTLUK
Mucize
Sahnedeki rolü bu mu olmalıydı ? :( :(
Ölecek Kadar Sevmek
Görmesini Bilen Gözler
LİMON
Ön Yargı
Akıl Okulu
Allaha İnanıyormusun?
aldım basımı gidiyorum
Hoşcakaaaall
sevmek....
Benimle Çıkar mısın?
Kıskanılası
DOLUNAY -Sevginin Ayışığı-

Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv

htmlkodcenneti Glitter kodlar

Kategoriler

Glitter Graphics

Rose Glitter Graphics


Arkadaşlarım

Glitter Graphics

Rose Glitter Graphics


bloghaberci
superbabaanne
mutfakdan
helyum24
ankarabul
cocuklarimizmutlu
gumusmutfak
mutfakdayim
yemeklergulumden
cilgincocukemre
evlilikdrami
haber92
Glitter Graphics

Rose Glitter Graphics

Glitter Graphics

Love Glitters - MySpace Comments




More Cool Stuff At POQbum.com

"BANA BİR ŞARKI SÖYLE"

 

Özledim sesini ne olur konuş
Bir gül açtır zamanların ötesinden
Karanlıklar içindeyim, kapkarayım bugün gel
Gök mavisinden, deniz mavisinden
Bana bir şarkı söyle...

 

İçimde bir şey kımıldıyor
Gözlerim kan çanağı, yorgunum, uykusuzum
Bir baksana ne haldeyim deli divane
Yaralıyım, çaresizim, umutsuzum
Bana bir şarkı söyle...

 

Yağmur ol yağ üstüme, güneş ol ısıt
Dökül karanlığıma ışıklar gibi
Al beni, en uzaklara götür
Sesin aksın içimde bir pınar gibi
Bana bir şarkı söyle...

 

Bütün renkleri kat birbirine
Buram buram bir turuncu getir geçen yazdan
Bir tüy gibi, bir bahar dalı gibi
Hafiften, inceden, güzelden, en beyazdan
Bana bir şarkı söyle...

 

Bazan kar nasıl hazin yağar bilirsin
Kurşuni bir gökyüzünden ağlamaklı
İşte öyleyim, kapkarayım bugün gel
En hüzünlü sesinle, en dokunaklı
Bana bir şarkı söyle...

 

Ümit Yaşar Oğuzcan


Tarih: 20:56, 25/6/2009 Kategori: Umit Yasar Oguzcan Siirleri
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

HAYAT NE GARİP

 

 

Ve kum saati hızla boşalmakta... Milyarlarca kum taneleri dökülüyor yeryüzüne... Koşturuyoruz ve yitip giden zamanla dökülüyoruz her bir yere... Küllerimiz savruluyor dört bir yana rüzgarlarla; yitip gidiyor zaman avuçlarımızın arasında... Oysa, almak istiyorum zamanı avuçlarımın arasına...  

                                                 


Tarih: 20:41, 25/6/2009 Kategori: hikayeler
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Kimbilir!...

gül ve alev resimleri

Yarınlar hep güzel olcak derler oysa bu günlerde dünlerin yarını değilmi? Yarınlar hep var.Ya o yarınlarda biz var olcakmıyız ?


Tarih: 20:23, 25/6/2009 Kategori: RESIMLI SIIRLER
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

İnsanı iki şey öldürür


Tarih: 20:10, 25/6/2009 Kategori: RESIMLI SIIRLER
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Acılar Ne Kadar Dökülebilirse Kağıda

Image Hosted by ImageShack.us

Şu acılar var ya

Ya susup kahrolmak, içine atmak, ya anlatmak, paylaşmak

Ya da yazmak gerekiyor

İçine gömsen olmuyor

Her fırsatta hortluyor

Her zaman da anlatacak bir dost bulunmuyor

Yine sonunda yazmak kalıyor

Acılar ne kadar dökülebilirse kâğıda

İşte benim şiirlerimde

O acılar saklı mısralarımda

Döküyorum yüreğimi

Acılar ne kadar dökülebilirse kâğıda

Acıyor içim

Acılar yağıyor sicim sicim

Sen anlat bu hissi kalemim

Okur belki biri bir gün

Anlar bir Gün biri, beni o satırlarda

Döküyorum içimi

Acılar ne kadar dökülebilirse kâğıda...


Tarih: 20:07, 25/6/2009 Kategori: siirler
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

DOSTLUK

Bir zamanlar oldukça kırıcı karaktere sahip bir çocuk vardı. Bir gün babası çocuğa bir çuval dolusu çivi vererek, her sinirlendiğinde ya da birisiyle münakaşa etmek durumuna geldiğinde bahçe çitine bir çivi çakmasını söyledi.

Birinci gün çocuk bahçe çitine tam 37 çivi çaktı. İlerleyen haftalar içinde çocuk, kendisini kontrol etmeyi öğrenmeye başladı ve bahçe çitine çaktığı çivi sayısı hergün azalmaya başladı. Sonunda çocuk, her sinirlendiğinde bahçe çitine çivi çakmanın onu rahatlattığını ve kendisini kontrol etmesini kolaylaştırdığını farketti.

Ve nihayet çocuğun bahçe kapısına çivi çakmaya ihtiyaç duymadığı gün geldi. Hemen babasına gitti ve bugün bahçe kapısına hiç çivi çakmadığını söyledi.

Babası ona bu kez de, bahçe kapısına çakığı çivilerden her gün bir tanesini sökmesini söyledi. Çocuk sevincini ve kızgınlığını kontrol etmeyi başarmıştı..

Uzun günler sonra çocuk babasına gelerek pahçe kapısındaki tüm çivileri söktüğünü söyledi.

Babası oğlunu bahçe kapısının önüne götürüp dedi ki:
« Oğlum, sen iyi bir iş başardın. Ama bir de şu kapıda bıraktığın deliklere bak. »

Bu kapı artık asla eskisi gibi olamayacak. Birisiyle kavga ettiğin ya da kalbini kırdığın zaman, o kişide tıpkı bu delikler gibi bir yara açmış olursun.

Birisini kırabilir ve sonra da özür dileyebilirsin. Fakat o yara her zaman kalacaktır. Defalarca özür dilesende o yara kalıcıdır. Birisini kelimelerle yaralamak, o kişiyi fiziksel olarak yaralamak kadar kötüdür.

Dostlar ender bulunan mücevherlerdir. Onlar seni mutlu eder ve destek olur. İhtiyacın olduğunda seni dinlemeye hazırdırlar. Her zaman arkandadırlar ve yürekleri sana açıktır. Dostlarına onları ne kadar sevdiğini göstermelisin.


Tarih: 04:02, 10/3/2009 Kategori: hikayeler
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Mucize

" EN OLMAYACAK YERDE, EN OLMAYACAK ZAMANDA
EN OLMAYACAK OLAY, HER ZAMAN VE HER YERDE OLABİLİR."


MUCİZE....

Sally, küçük kardeşi George hakkında
anne ve babasının konuşmalarını duyduğu zaman
yalnızca sekiz yaşındaydı. Kardeşi çok hastaydı ve onu
kurtarabilmek için ellerinden gelen herşeyi yapmışlardı.
George'nin yalnızca çok pahalıya malolacak bir ameliyatla
kurtulma şansı vardı fakat bunun için yeterli paraları yoktu.
Babasının, umutsuz bir biçimde annesine şöyle fısıldadığını
duymuştu Sally: "Yalnızca bir mucize onu kurtarabilir." Bu
sözleri duyar duymaz, usulca kendi odasına yürüdü Sally.
Domuz biçimindeki kumbarasını gizlediği yerden
çıkartarak içindeki paraları yavaşça yere dökerek
saymaya başladı. Yanılgıya düşmemek için tam
üç kez saydı kumbaradan çıkardığı bozuk
paraları. Sonra hepsini cebine koyarak
aceleyle evden çıkıp, köşedeki
eczaneye gitti.

Eczacının dikkatini çekebilmek
için büyük bir sabırla bekledi. Eczacı
çok yoğundu ve bir adama ilaçlarını nasıl
kullanacağını anlatıyordu. Bu yoğun çalışmanın
arasında sekiz yaşındaki bir çocukla ilgilenmeye
hiç niyeti yoktu ama Sally'nin beklediğini görünce
"Evet, ne istiyorsun söyle bakalım" dedi. "Biraz acele et,
gördüğün gibi beyefendiyle ilgileniyorum" diyerek yanındaki
şık giyimli adamı gösterdi. Sally "Kardeşim" dedi. Sessizce
yutkunduktan sonra devam etti: "Kardeşim çok hasta,
bir mucize almak istiyorum." Eczacı Sally'e bakarak:
"Anlayamadım" dedi. "Şeyy, babam 'Onu ancak
bir mucize kurtarabilir' dedi, bir mucize kaç
paradır, bayım?" Eczacı Sally'e sevgi ve
acımayla baktı bu kez: "Üzgünüm
küçük kız, biz burada mucize
satmıyoruz, sana yardımcı
olamayacağım" dedi.

Sally o kadar kolay vazgeçmek istemedi.
Eczacının gözlerinin içine bakarak "Karşılığını
ödemek için param var benim, bana yalnızca fiyatını
söylemeniz yeterli" dedi. Bu arada Sally ve eczacının
yanında bekleyen iyi giyimli bey Sally'e dönerek "Ne tür
bir mucize gerekiyor kardeşin için küçük hanım? diye sordu.
"Bilmiyorum" dedi Sally. Sonra gözlerinden aşağı süzülen
yaşlara aldırmaksızın devam etti: "Tek bildiğim, o çok hasta
ve annem ameliyat olmazsa kurtulamayacağını söyledi ailemin
de ameliyat için ödeyebilecekleri paraları yok. Ama babam
"Onu ancak bir mucize kurtarabilir" deyince ben de
paramı alıp buraya geldim." "Peki, ne kadar paran
var?" diye sordu iyi giyimli adam. " Bir dolar
ve onbir sent" dedi Sally. "Ve dünyadaki
tüm param bu!" "Bu iyi bir şans, küçük
kardeşini kurtarmak için gerekli olan
mucize için yeterli bu para"
dedi, iyi giyimli adam.

Adam bir eline parayı aldı, öteki
eliyle de Sally'nin elini tutarak "Beni
yaşadığın yere götürür müsün lütfen?" diye
sordu. "Küçük kardeşini ve aileni tanımak istiyorum"
dedi. İyi giyimli adam Dr. Carlton Armstrong'du ve George
için gerekli olan ameliyatı yapabilecek tanınmış bir cerrahtı.
Ameliyat başarıyla sonuçlanmış ve aile hiçbir ödeme yapmamıştı.
Hep birlikte mutluluk içinde evlerine döndükleri zaman hâlâ
yaşadıkları olayların etkisinden kurtulamamışlardı. Anne:
"Hâlâ inanamıyorum. Bu ameliyat bir mucize! Doğrusu
maliyeti ne kadardır merak ediyorum" dedi. Sally
kendi kendine gülümsedi. O bir mucizenin kaça
malolduğunu çok iyi biliyordu. Tam
tamına bir dolar ve onbir sent!

Çeviri: Nuray Bartoschek


Tarih: 03:53, 10/3/2009 Kategori: hikayeler
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Sahnedeki rolü bu mu olmalıydı ? :( :(

Yavaş yavaş adımlarla yaklaştı.
Ardından ustaca koymuş oldugunu düşündüğümüz poşeti çıkardı aralarından.
Usulca açtı poşeti ve tüm bakışlara ragmen ekmegi çıkardı.
Hızlı hızlı lokmalarla yemeye başladı sanki kimseler yoktu etrafında
Etrafını süzdü yavasca, yağtıgı cok dogaldı kendince
Soguk bakışlardan kurtulamamıştı
Hor gören bakışlar altında ekmegini yedi.
Üstelik yarım kalan ekmegi aynı özenle poşete sardı tekrar.
Biliyordu ki tekrar lazım olacak 'KENDI GIBI BIRINE'
Ac gözlü degildi üstelik.
Ekmegini paylasmayı secmiştı.
Poşeti usulca ÇÖP TENEKESİNE bıraktı.....
Utanması gereken o muydu yoksa hor bakışlarıyla süzenler mı ?

Tarih: 16:30, 6/3/2009 Kategori: hikayeler
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Ölecek Kadar Sevmek

Bir kız ve bir delikanlı bir motosikletin üzerinde 180Km hızla gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor;

Kız : Lütfen yavaşla, ben korkuyorum

Delikanlı : Hayır, bak ne kadar eğlenceli

Kız : Lütfen, lütfen, çok korkuyorum

Delikanlı : Peki, beni sevdiğini söyle

Kız : SENİ ÇOK SEVİYORUM, lütfen yavaşla

Delikanlı : Şimdi de bana sıkıca sarıl Kız delikanlıya sıkıca sarılır

Delikanlı : Kaskımı alıp, kendine takar mısın? Başımı cok sıktıı

Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıktı:

Motorsiklet Kazası; Motorsiklet, fren arızası nedeniyle, bir binaya çarptı. Üzerindeki 2 kişiden sadece biri kurtuldu.

Gerçek ise şöyleydi; Yolun yarısında, delikanlı

frenlerin bozulduğunu anlamış ama bunu kızabelli etmek istememişti.

Bunun yerine, kızdan kendisini sevdiğini söylemesini ıstemış kendısıne

son defa sarılmasını istemişti. Sonra da kendi ölümü

pahasına, kızın başlığı takmasını ve hayatta kalmasını sağlamıştı. İşte

gerçek AŞKIN anlamı da buydu!!!


Tarih: 16:04, 6/3/2009 Kategori: hikayeler
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Görmesini Bilen Gözler

Küçük kız, kendini bildiği günden beri annesinden
büyük bir şefkat görmüş ve ondan duyduğu sözlerle,
pamuk prensesten daha güzel olduğuna inanmıştı.
Ona göre; nur yüzlü ve badem gözlüydü. Bir tanecik
yavrusuydu her zaman. Ama ilk okula başlayınca işler
değişti. Arkadaşları onun hiç de güzel olmadığını, hatta
çirkin bile sayıldığını söylemekteydi. Küçük kız, ilk
önceleri onlara inanmadı çünkü herkes birbirini
kıskanıyordu. Ama bir kaç yılda gerçeklerle yüzleşti.
Annesinin bir pamuğa benzettiği yüzü, çiçek bozuğu
bir cilde sahipti. “Badem” dediği gözleri ise şaşıydı.
Vücudu da bir serviyi andırmıyordu. Demek ki, annesi
onu aldatmış ve yıllar yılı çekinmeden yalan söylemişti.

Genç kızın anne sevgisi, kısa bir süre sonra nefrete
dönüştü. Evlenme çağına gelmiş olmasına rağmen yüzüne
bakan yoktu. Üstelik de gözleri, bütün tedavilere rağmen
düzelmiyordu. Genç kız, doktorların gizlice yaptığı
konuşmalardan kör olacağını anladığında çılgına döndü
ve kendisini hâlâ çocukluk yıllarındaki ifadelerle seven
annesinin bu yalanlarına dayanamayıp evi terk etmeye
karar verdi. Fakat annesi, uzak bir yerde iş bulduğunu
söyleyerek ondan önce davrandı ve kazandığı paraları
bir akrabasına gönderip, kızına bakmasını rica etti.
Genç kız bir süre sonra görmez oldu. Karanlık dünyasıyla
baş başaydı. Bu arada annesini hiç merak etmiyordu.
Yalancıydı annesi, ölse bile bir kayıp sayılmazdı.
Bir gün doktorlar, uygun bir çift göz bulduklarını
söyleyerek kızı ameliyat ettiler.

Ancak o, gözünü açtığında yine aynı yüzü görmekten
korkuyordu. Fakat kör olmak zordu. En azından kimseye
yük olmazdı. Genç kız, ameliyat sonunda aynaya baktığında,
müthiş bir çığlık attı. Karşısında bir dünya güzeli vardı.

Gerçekten de harika bir kızdı gördüğü. Yüzündeki
bozukluklar tamamen kaybolmuştu. Çok kemerli olan
burnu düzelmis, kepçe kulakları normale dönmüş ve
yaban otlarını andıran saçları, dalga dalga olmuştu.
Genç kız, yanındaki yaşlı doktora sevinçle sarılarak:
“Sanki yeniden dünyaya geldim!” dedi. “Yüzümde hiçbir
çirkinlik kalmamış, estetik ameliyatı siz mi yaptınız?”
Yaşlı doktor: “Böyle bir ameliyat yapmadık kızım!.”
diye gülümsedi. Annenin bağışladığı gözleri
taktık. Sen, onun gözünden gördün kendini!.”


Tarih: 16:01, 6/3/2009 Kategori: hikayeler
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->