
Kiss Glitters - MySpace Comments
Hakkımda
Yağmurun sevgisi genel içerikli,sevgi, Şiir,sevgi mesajları,sevgi resimleri,sevgi sözleri , Özlem,Ayrılık,,Doğum Günü,,Anneler Günü,Babalar Günü,Sevgililer Günü,Dostluk ...
Son yazılarım
• "BANA BİR ŞARKI SÖYLE"
• HAYAT NE GARİP
• Kimbilir!...
• İnsanı iki şey öldürür
• Acılar Ne Kadar Dökülebilirse Kağıda
• DOSTLUK
• Mucize
• Sahnedeki rolü bu mu olmalıydı ? :( :(
• Ölecek Kadar Sevmek
• Görmesini Bilen Gözler
• LİMON
• Ön Yargı
• Akıl Okulu
• Allaha İnanıyormusun?
• aldım basımı gidiyorum
• Hoşcakaaaall
• sevmek....
• Benimle Çıkar mısın?
• Kıskanılası
• DOLUNAY -Sevginin Ayışığı-
|
More Cool Stuff At POQbum.com
"BANA BİR ŞARKI SÖYLE"
Özledim sesini ne olur konuş Bir gül açtır zamanların ötesinden Karanlıklar içindeyim, kapkarayım bugün gel Gök mavisinden, deniz mavisinden Bana bir şarkı söyle... İçimde bir şey kımıldıyor Gözlerim kan çanağı, yorgunum, uykusuzum Bir baksana ne haldeyim deli divane Yaralıyım, çaresizim, umutsuzum Bana bir şarkı söyle... Yağmur ol yağ üstüme, güneş ol ısıt Dökül karanlığıma ışıklar gibi Al beni, en uzaklara götür Sesin aksın içimde bir pınar gibi Bana bir şarkı söyle... Bütün renkleri kat birbirine Buram buram bir turuncu getir geçen yazdan Bir tüy gibi, bir bahar dalı gibi Hafiften, inceden, güzelden, en beyazdan Bana bir şarkı söyle... Bazan kar nasıl hazin yağar bilirsin Kurşuni bir gökyüzünden ağlamaklı İşte öyleyim, kapkarayım bugün gel En hüzünlü sesinle, en dokunaklı Bana bir şarkı söyle... Ümit Yaşar Oğuzcan |
Tarih: 20:56, 25/6/2009 Kategori: Umit Yasar Oguzcan Siirleri |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
HAYAT NE GARİP
Ve kum saati hızla boşalmakta... Milyarlarca kum taneleri dökülüyor yeryüzüne... Koşturuyoruz ve yitip giden zamanla dökülüyoruz her bir yere... Küllerimiz savruluyor dört bir yana rüzgarlarla; yitip gidiyor zaman avuçlarımızın arasında... Oysa, almak istiyorum zamanı avuçlarımın arasına...
|
Tarih: 20:41, 25/6/2009 Kategori: hikayeler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Acılar Ne Kadar Dökülebilirse Kağıda

Şu acılar var ya Ya susup kahrolmak, içine atmak, ya anlatmak, paylaşmak Ya da yazmak gerekiyor İçine gömsen olmuyor Her fırsatta hortluyor Her zaman da anlatacak bir dost bulunmuyor Yine sonunda yazmak kalıyor Acılar ne kadar dökülebilirse kâğıda İşte benim şiirlerimde O acılar saklı mısralarımda Döküyorum yüreğimi Acılar ne kadar dökülebilirse kâğıda Acıyor içim Acılar yağıyor sicim sicim Sen anlat bu hissi kalemim Okur belki biri bir gün Anlar bir Gün biri, beni o satırlarda Döküyorum içimi Acılar ne kadar dökülebilirse kâğıda... |
Tarih: 20:07, 25/6/2009 Kategori: siirler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
DOSTLUK
Bir zamanlar oldukça kırıcı karaktere sahip bir çocuk vardı. Bir gün babası çocuğa bir çuval dolusu çivi vererek, her sinirlendiğinde ya da birisiyle münakaşa etmek durumuna geldiğinde bahçe çitine bir çivi çakmasını söyledi.
Birinci gün çocuk bahçe çitine tam 37 çivi çaktı. İlerleyen haftalar içinde çocuk, kendisini kontrol etmeyi öğrenmeye başladı ve bahçe çitine çaktığı çivi sayısı hergün azalmaya başladı. Sonunda çocuk, her sinirlendiğinde bahçe çitine çivi çakmanın onu rahatlattığını ve kendisini kontrol etmesini kolaylaştırdığını farketti.
Ve nihayet çocuğun bahçe kapısına çivi çakmaya ihtiyaç duymadığı gün geldi. Hemen babasına gitti ve bugün bahçe kapısına hiç çivi çakmadığını söyledi.
Babası ona bu kez de, bahçe kapısına çakığı çivilerden her gün bir tanesini sökmesini söyledi. Çocuk sevincini ve kızgınlığını kontrol etmeyi başarmıştı..
Uzun günler sonra çocuk babasına gelerek pahçe kapısındaki tüm çivileri söktüğünü söyledi.
Babası oğlunu bahçe kapısının önüne götürüp dedi ki: « Oğlum, sen iyi bir iş başardın. Ama bir de şu kapıda bıraktığın deliklere bak. »
Bu kapı artık asla eskisi gibi olamayacak. Birisiyle kavga ettiğin ya da kalbini kırdığın zaman, o kişide tıpkı bu delikler gibi bir yara açmış olursun.
Birisini kırabilir ve sonra da özür dileyebilirsin. Fakat o yara her zaman kalacaktır. Defalarca özür dilesende o yara kalıcıdır. Birisini kelimelerle yaralamak, o kişiyi fiziksel olarak yaralamak kadar kötüdür.
Dostlar ender bulunan mücevherlerdir. Onlar seni mutlu eder ve destek olur. İhtiyacın olduğunda seni dinlemeye hazırdırlar. Her zaman arkandadırlar ve yürekleri sana açıktır. Dostlarına onları ne kadar sevdiğini göstermelisin. |
Tarih: 04:02, 10/3/2009 Kategori: hikayeler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Mucize
" EN OLMAYACAK YERDE, EN OLMAYACAK ZAMANDA EN OLMAYACAK OLAY, HER ZAMAN VE HER YERDE OLABİLİR." MUCİZE....
Sally, küçük kardeşi George hakkında anne ve babasının konuşmalarını duyduğu zaman yalnızca sekiz yaşındaydı. Kardeşi çok hastaydı ve onu kurtarabilmek için ellerinden gelen herşeyi yapmışlardı. George'nin yalnızca çok pahalıya malolacak bir ameliyatla kurtulma şansı vardı fakat bunun için yeterli paraları yoktu. Babasının, umutsuz bir biçimde annesine şöyle fısıldadığını duymuştu Sally: "Yalnızca bir mucize onu kurtarabilir." Bu sözleri duyar duymaz, usulca kendi odasına yürüdü Sally. Domuz biçimindeki kumbarasını gizlediği yerden çıkartarak içindeki paraları yavaşça yere dökerek saymaya başladı. Yanılgıya düşmemek için tam üç kez saydı kumbaradan çıkardığı bozuk paraları. Sonra hepsini cebine koyarak aceleyle evden çıkıp, köşedeki eczaneye gitti.
Eczacının dikkatini çekebilmek için büyük bir sabırla bekledi. Eczacı çok yoğundu ve bir adama ilaçlarını nasıl kullanacağını anlatıyordu. Bu yoğun çalışmanın arasında sekiz yaşındaki bir çocukla ilgilenmeye hiç niyeti yoktu ama Sally'nin beklediğini görünce "Evet, ne istiyorsun söyle bakalım" dedi. "Biraz acele et, gördüğün gibi beyefendiyle ilgileniyorum" diyerek yanındaki şık giyimli adamı gösterdi. Sally "Kardeşim" dedi. Sessizce yutkunduktan sonra devam etti: "Kardeşim çok hasta, bir mucize almak istiyorum." Eczacı Sally'e bakarak: "Anlayamadım" dedi. "Şeyy, babam 'Onu ancak bir mucize kurtarabilir' dedi, bir mucize kaç paradır, bayım?" Eczacı Sally'e sevgi ve acımayla baktı bu kez: "Üzgünüm küçük kız, biz burada mucize satmıyoruz, sana yardımcı olamayacağım" dedi.
Sally o kadar kolay vazgeçmek istemedi. Eczacının gözlerinin içine bakarak "Karşılığını ödemek için param var benim, bana yalnızca fiyatını söylemeniz yeterli" dedi. Bu arada Sally ve eczacının yanında bekleyen iyi giyimli bey Sally'e dönerek "Ne tür bir mucize gerekiyor kardeşin için küçük hanım? diye sordu. "Bilmiyorum" dedi Sally. Sonra gözlerinden aşağı süzülen yaşlara aldırmaksızın devam etti: "Tek bildiğim, o çok hasta ve annem ameliyat olmazsa kurtulamayacağını söyledi ailemin de ameliyat için ödeyebilecekleri paraları yok. Ama babam "Onu ancak bir mucize kurtarabilir" deyince ben de paramı alıp buraya geldim." "Peki, ne kadar paran var?" diye sordu iyi giyimli adam. " Bir dolar ve onbir sent" dedi Sally. "Ve dünyadaki tüm param bu!" "Bu iyi bir şans, küçük kardeşini kurtarmak için gerekli olan mucize için yeterli bu para" dedi, iyi giyimli adam.
Adam bir eline parayı aldı, öteki eliyle de Sally'nin elini tutarak "Beni yaşadığın yere götürür müsün lütfen?" diye sordu. "Küçük kardeşini ve aileni tanımak istiyorum" dedi. İyi giyimli adam Dr. Carlton Armstrong'du ve George için gerekli olan ameliyatı yapabilecek tanınmış bir cerrahtı. Ameliyat başarıyla sonuçlanmış ve aile hiçbir ödeme yapmamıştı. Hep birlikte mutluluk içinde evlerine döndükleri zaman hâlâ yaşadıkları olayların etkisinden kurtulamamışlardı. Anne: "Hâlâ inanamıyorum. Bu ameliyat bir mucize! Doğrusu maliyeti ne kadardır merak ediyorum" dedi. Sally kendi kendine gülümsedi. O bir mucizenin kaça malolduğunu çok iyi biliyordu. Tam tamına bir dolar ve onbir sent! Çeviri: Nuray Bartoschek |
Tarih: 03:53, 10/3/2009 Kategori: hikayeler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Sahnedeki rolü bu mu olmalıydı ? :( :(
Yavaş yavaş adımlarla yaklaştı. Ardından ustaca koymuş oldugunu düşündüğümüz poşeti çıkardı aralarından. Usulca açtı poşeti ve tüm bakışlara ragmen ekmegi çıkardı. Hızlı hızlı lokmalarla yemeye başladı sanki kimseler yoktu etrafında Etrafını süzdü yavasca, yağtıgı cok dogaldı kendince Soguk bakışlardan kurtulamamıştı Hor gören bakışlar altında ekmegini yedi. Üstelik yarım kalan ekmegi aynı özenle poşete sardı tekrar. Biliyordu ki tekrar lazım olacak 'KENDI GIBI BIRINE' Ac gözlü degildi üstelik. Ekmegini paylasmayı secmiştı. Poşeti usulca ÇÖP TENEKESİNE bıraktı..... Utanması gereken o muydu yoksa hor bakışlarıyla süzenler mı ? |
Tarih: 16:30, 6/3/2009 Kategori: hikayeler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Ölecek Kadar Sevmek
Bir kız ve bir delikanlı bir motosikletin üzerinde 180Km hızla gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor; Kız : Lütfen yavaşla, ben korkuyorum Delikanlı : Hayır, bak ne kadar eğlenceli Kız : Lütfen, lütfen, çok korkuyorum Delikanlı : Peki, beni sevdiğini söyle Kız : SENİ ÇOK SEVİYORUM, lütfen yavaşla Delikanlı : Şimdi de bana sıkıca sarıl Kız delikanlıya sıkıca sarılır Delikanlı : Kaskımı alıp, kendine takar mısın? Başımı cok sıktıı Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıktı: Motorsiklet Kazası; Motorsiklet, fren arızası nedeniyle, bir binaya çarptı. Üzerindeki 2 kişiden sadece biri kurtuldu. Gerçek ise şöyleydi; Yolun yarısında, delikanlı frenlerin bozulduğunu anlamış ama bunu kızabelli etmek istememişti. Bunun yerine, kızdan kendisini sevdiğini söylemesini ıstemış kendısıne son defa sarılmasını istemişti. Sonra da kendi ölümü pahasına, kızın başlığı takmasını ve hayatta kalmasını sağlamıştı. İşte gerçek AŞKIN anlamı da buydu!!! |
Tarih: 16:04, 6/3/2009 Kategori: hikayeler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Görmesini Bilen Gözler
Küçük kız, kendini bildiği günden beri annesinden büyük bir şefkat görmüş ve ondan duyduğu sözlerle, pamuk prensesten daha güzel olduğuna inanmıştı. Ona göre; nur yüzlü ve badem gözlüydü. Bir tanecik yavrusuydu her zaman. Ama ilk okula başlayınca işler değişti. Arkadaşları onun hiç de güzel olmadığını, hatta çirkin bile sayıldığını söylemekteydi. Küçük kız, ilk önceleri onlara inanmadı çünkü herkes birbirini kıskanıyordu. Ama bir kaç yılda gerçeklerle yüzleşti. Annesinin bir pamuğa benzettiği yüzü, çiçek bozuğu bir cilde sahipti. “Badem” dediği gözleri ise şaşıydı. Vücudu da bir serviyi andırmıyordu. Demek ki, annesi onu aldatmış ve yıllar yılı çekinmeden yalan söylemişti. Genç kızın anne sevgisi, kısa bir süre sonra nefrete dönüştü. Evlenme çağına gelmiş olmasına rağmen yüzüne bakan yoktu. Üstelik de gözleri, bütün tedavilere rağmen düzelmiyordu. Genç kız, doktorların gizlice yaptığı konuşmalardan kör olacağını anladığında çılgına döndü ve kendisini hâlâ çocukluk yıllarındaki ifadelerle seven annesinin bu yalanlarına dayanamayıp evi terk etmeye karar verdi. Fakat annesi, uzak bir yerde iş bulduğunu söyleyerek ondan önce davrandı ve kazandığı paraları bir akrabasına gönderip, kızına bakmasını rica etti. Genç kız bir süre sonra görmez oldu. Karanlık dünyasıyla baş başaydı. Bu arada annesini hiç merak etmiyordu. Yalancıydı annesi, ölse bile bir kayıp sayılmazdı. Bir gün doktorlar, uygun bir çift göz bulduklarını söyleyerek kızı ameliyat ettiler. Ancak o, gözünü açtığında yine aynı yüzü görmekten korkuyordu. Fakat kör olmak zordu. En azından kimseye yük olmazdı. Genç kız, ameliyat sonunda aynaya baktığında, müthiş bir çığlık attı. Karşısında bir dünya güzeli vardı. Gerçekten de harika bir kızdı gördüğü. Yüzündeki bozukluklar tamamen kaybolmuştu. Çok kemerli olan burnu düzelmis, kepçe kulakları normale dönmüş ve yaban otlarını andıran saçları, dalga dalga olmuştu. Genç kız, yanındaki yaşlı doktora sevinçle sarılarak: “Sanki yeniden dünyaya geldim!” dedi. “Yüzümde hiçbir çirkinlik kalmamış, estetik ameliyatı siz mi yaptınız?” Yaşlı doktor: “Böyle bir ameliyat yapmadık kızım!.” diye gülümsedi. Annenin bağışladığı gözleri taktık. Sen, onun gözünden gördün kendini!.” |
Tarih: 16:01, 6/3/2009 Kategori: hikayeler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|